/ULUSLARARASI ÖĞRENCİ KONSEYİ – Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nin Taşınması

ULUSLARARASI ÖĞRENCİ KONSEYİ – Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nin Taşınması

Nundkeswarsing Bossoondyal, Mauritius Öğrenci Konseyi ve Gençlik Hareketi Direktörü

8 Subat 2026 tarihli çevirimiçi toplantı

Sayın moderatör Zeynel Yoldas, Konuşmacılar ve dinleyiciler

(COSYMMAURITIUS) 22 Eylül 1971 tarihinde kuruldu. COSYMMAURITIUS, WAY ve 30 Nisan 1992’de Bağdat’ta kurulan uluslararası bir STK olan Bağlantısız Öğrenci ve Gençlik Örgütü ile birlikte SADC Gençlik Konseyinin kurucularındandır.

Birleşmiş Milletler genel merkezinin hala Amerika Birleşik Devletleri’nde bulunması, çok taraflılık, eşit egemenlik ve uluslararası adaletin temellerini sarsan yapısal bir çelişki oluşturmaktadır. Güney Yarımküre ülkeleri ve Bağlantısızlar Hareketi için, Birleşmiş Milletler (BM) genel merkezinin taşınması artık sembolik bir mesele değildir—küresel yönetişimin neo-emperyalist egemenliği, baskısı ve kontrolüne karşı bitmek bilmeyen mücadelenin olmazsa olmaz bir zorunluluğudur.

Ev sahibi ülke olarak Amerika Birleşik Devletleri; Çin, Küba, Venezuela ve Filistin dahil olmak üzere egemen üye devletlerin liderlerinin ve yetkili temsilcilerinin girişini engelleyerek Birleşmiş Milletler Merkez Anlaşması kapsamındaki yükümlülüklerini defalarca ihlal etmiştir. Bu tür eylemler siyasi ayrımcılık ve toplu cezalandırma anlamına gelmektedir ve Birleşmiş Milletlerin savunması gereken evrensellik ve kapsayıcılık ilkelerine doğrudan aykırıdır.

Bir ev sahibi devletin vize, sınır ve idari kontrolü muhalif sesleri susturmak için bir silah olarak kullanması, Birleşmiş Milletler Sözleşmesinin ruhu ve hükümleriyle temelden bağdaşmaz.

Güney Yarımküre, onlarca yıldır, egemen devletlerin zorlama, sindirme ve güç suistimali yoluyla Birleşmiş Milletlerin bütünlüğünün, özellikle de Güvenlik Konseyi’nin bütünlüğünün sistematik olarak aşınmasına tanık olmaktadır. 1988 yılında, BM Genel Kurulu (BMGK), Filistin halkının lideri Yaser Arafat’ın Genel Kurulda konuşma yapabilmesi için Cenevre’ye taşınmak zorunda kaldı. O andan itibaren, BM genel merkezinin ABD dışına taşınması konusunda ilerici sesler duyulmaya başlandı.

Körfez Savaşları gibi kritik uluslararası kriz anlarında, baskı, teşvik ve siyasi manipülasyon kullanılarak, kolektif güvenlik veya uluslararası hukuk yerine jeopolitik çıkarlara hizmet eden kararlar alındı.

Bu sürekli dengesizlik, Güvenlik Konseyi’nin giderek daha az temsil edici, daha az demokratik ve insanlığın çoğunluğunun gerçeklerinden ve özlemlerinden daha uzak hale gelmesine neden oldu.

Genel merkezin, Güvenlik Konseyi’nin daimi üyesi olan ve on yıllardır Güney Yarımküre’deki egemen devletlere karşı askeri saldırı, işgal, rejim değişikliği ve tek taraflı müdahale politikaları izleyen bir ülkede bulunması Birleşmiş Milletler’in güvenilirliğini daha da tehlikeye atmaktadır. Irak ve Libya’nın yerle bir edilmesi, tüm bölgelerde devam eden istikrarsızlık ve Venezuela’ya yönelik son tehditler ve eylemler, uluslararası hukukun seçici bir şekilde uygulanmasının ve güçlü devletlerin cezasız kalmasının açık birer örneğidir. Bu davranış, Bağlantısızlar Hareketi tarafından savunulan egemenlik, müdahale etmeme ve barış içinde bir arada yaşama ilkelerini doğrudan ihlal etmektedir.

Bu köklü yapısal adaletsizliğe yanıt olarak, Güney Yarımküre dönüştürcü ve eşitlikçi bir alternatifin önünü açmalıdır. Birleşmiş Milletler genel merkezi ABD dışına taşınmalı ve Afrika, Asya ve Avrupa dahil olmak üzere bölgeler arasında on yılda bir dönüşümlü olarak yer değiştirmelidir.

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun dönüşümlü liderliğinden esinlenen bu model, gerçek çok taraflılığı, ortak sorumluluğu ve coğrafi eşitliği sembolize edecektir. New York’taki mevcut Birleşmiş Milletler tesisleri, kurumsal sürekliliği garanti altına alarak ve ev sahibi devletin tekelci etkisine son vermek suretiyle bölgesel merkez olarak işlevini sürdürebilir.

„Barış“ adı altında siyasi amaçlı girişimlerinin kurulması da dahil olmak üzere ABD’deki son gelişmeler, devam eden militarizasyon ve yaptırım rejimleri ile birlikte, retorik ile gerçeklik arasındaki çelişkiyi daha da belirgin hale getirmektedir. Bu eylemler, Birleşmiş Milletler sisteminin kolektif iradeye göre yönetilmek yerine tek taraflı güce giderek daha fazla tabi olduğu algısını pekiştirmektedir.

Güney Yarımküre ve Bağlantısızlar Hareketi için bu an, cesaret ve siyasi netlik gerektiren bir andır. Üye devletlerin, Birleşmiş Milletler’in merkezini Amerika Birleşik Devletleri dışına taşımak için resmi, kolektif ve şeffaf bir süreç başlatma zamanı gelmiştir.

Böyle bir karar, küresel yönetimde sömürgeciliğin ortadan kaldırılması, uluslararası kurumlarda dengenin yeniden sağlanması ve eşitlik, adalet, barış içinde bir arada yaşama ve büyük ve küçük, güçlü ve savunmasız olanlar dahil tüm ulusların egemenliğine saygı temelinde bir dünya düzenini hedef alan Birleşmiş Milletlerin kurucu vizyonunun yeniden teyit edilmesi yönünde tarihi bir adım olacaktır.

Birleşmiş Milletler, dengeli, etkin ve çok taraflı demokratik bir kurum olmalı, Birleşmiş Milletler Şartı’nda yer alan ilke ve amaçlara uygun olarak hareket etmeli, bağımsız kalmalı ve insanlığın refahının küresel koruyucusu olarak görevini yerine getirme özgürlüğüne sahip olmalıdır. Bu bağlamda, Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nin Amerika Birleşik Devletleri toprakları dışında, gerçekten tarafsız bir yere taşınması, kuruluşun kurumsal özerkliğini, tarafsızlığını ve güvenilirliğini korumak açısından hayati önem taşımaktadır.