Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğrencileri
Ankara Üniversitesi’nde bir süredir Türkiye kamuoyunun yıllardır uğrunda mücadele ettiği demokratik değerler adına,kendi payımıza düşen bir mücadele veriyoruz. Üniversitemizin rektörlüğü, kendisine doğrudan bağlı olan Sağlık, Kültür ve Spor Daire Başkanlığı’na (SKS) bağlı olarak kurduğu “Öğrenci Temsil Konseyi” isimli yapı vasıtasıyla fakültelere temsilciler atamakla meşgul. Bizler İletişim Fakültesi olarak bu konuda ilk değiliz. Alınan bilgilere göre,Hukuk Fakültesi, Eğitim Bilimleri Fakültesi gibi farklı fakültelerde halihazırda atanmış temsilciler mevcut. Bu fakülteler bildiğimiz kadarıyla henüz herhangi bir tepki geliştirmiş değiller. (Tandoğan Fakültesi’ndeki dostlarımız bu bağlamda bir istisna oluşturuyor. Kendileri iki sene önce temsilcilik makamına karşı bir seçim başlatmış ve kendi seçtikleri adayı geçen sene kabul ettirebilmişlerdi. Bu sene yapılan seçimlerde ise rektörlük öğrenci iradesini tanımayarak kendi temsilcisini atadı. Sıra arkadaşlarımız bu olaya yönelik yakın zamanda bir protesto gerçekleştirdi.)
İlgili haber: Rektörler yetmedi, öğrenci temsilciliğine de kayyum atandı: Ankara Üniversitesi öğrencileri eylemde
Bu fakülteler temsilci atanması bakımından bizden daha önde bile sayılabilirler. Nitekim, atanmış temsilci arkadaşımız tarafından bize yapılan açıklamada, diğer fakültelerde öğrenci konseyinin halihazırda oluşturulduğunu, İletişim Fakültesi’ndeise “solculuk” gibi sıkıntılar yüzünden henüz bu örgütlenmenin oluşturulmadığından bahsetmişti. Mesajları incelemek isteyenler, olayların ilk yaşandığı dönemlerde İletişim Fakültesi öğrencilerinin öğrenci temsilciliği gibi bir makamın “eğer oluşturulmak zorunda ise” demokratik ilkeler ve etik kaidelere uygun bir şekilde seçilmesinin gerekliliğine ilişkin başlattığı imza kampanyası döneminde yapılan haberi inceleyebilir.
*İlgili haber: Ankara Üniversitesi’nde bir öğrenci temsilcisi kayyumu daha: İLEF öğrencilerinden temsilci atamasına karşı imza kampanyansı
“İLEF’TE PANAYIR, KULİS’TE DEMOKRASİ VAR!”
Söz konusu atanmış temsilci arkadaşımızın bize kendinitepeden inme bir şekilde tanıtmasının ardından, İletişim Fakültesi öğrencileri olarak başlattığımız imza kampanyasında 85 adet imza topladık. Toplanan imzaları da “öğrenci temsilciliği” gibi bir makamın demokratik ve etik kaidelere uygun bir şekilde seçilmesi ve bu usulsüz atama hakkında da soruşturma başlatılması talebinin bulunduğu dilekçemiz ile beraber, Ankara Üniversitesi Rektörlüğü’ne gönderilmesi amacıyla İletişim Fakültesi Dekanlığı’na teslim etmiştik.
85 öğrencinin imzasının bulunduğu dilekçeye kamu kurumları için zorunlu sayılan otuz günlük iş günü süresi içinde herhangi bir cevap verilmedi. Yakın bir zamanda bu konuya ilişkin, kamu kurumuna görevini hatırlatan bir zımni ret dilekçesini de hazırlayıp gerekli mercilere teslim edeceğiz. Lakin bu süreç içerisinde İletişim Fakültesi öğrencileri olarak aynı zamanda büyük bir demokratik atılımda bulunduk ve bir “güven oylaması” gerçekleştirdik.
5 Haziran Cuma günü, İletişim Fakültesi’nin geleneksel panayır gününde hem bu problemi gündemde tutmak hem de imza kampanyası sürecinde destek vermek isteyen, ama haklı olarak fişlenmekten korkan öğrenci dostlarımızın desteğini somutlaştırmak amacıyla bir seçim yapma kararı aldık.
“İLEF’TE PANAYIR, KULİS’TE DEMOKRASİ VAR!” şiarıyla başlattığımız seçim, tahminlerimizin üstünde bir katılıma tanıklık etti. Yaklaşık dört saat boyunca İletişim Fakültesi’nin fiili kantini olan “Kulis’te” yaptığımız seçimlerde 144 oy kullanıldı. “Kayyım Temsilci İstiyor musunuz?” sorusunun sorulduğu güven oylamasında seçmenlere “evet” ve “hayır” seçenekleri sunduk. Sadece bir adet evet oyunun çıktığı seçimlerde 143 kişi kendileri adına atanan kayyım bir temsilciyi istemediğini dile getirdi.
Şekil 1: Seçim kampanyamız boyunca asılı afişimiz.
İlgili haber: Ankara Üniversitesi İLEF öğrencilerinden kayyum temsilciye “güven oylaması”
Demokratik hakkımızı kullanarak gerçekleştirdiğimiz güven oylamasına ilişkin bilgiler yine eklediğimiz haberde okunabilir. Bizler şu zamana kadar herhangi bir hukuksuzluğa başvurmaksızın, üniversite kurumları ile gerekli temasları kurarak bu süreci yürüttük. Bu süreçte demokratik ve etik ilkelere de bağlı kalarak atanmış temsilci arkadaşımıza tamamen karşıt olmamıza rağmen, kendisinin kişisel verilerini ifşa etmemeye üst düzey bir dikkat gösterdik. Çünkü biz Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrencileri olarak inanıyoruz ki, bugün burada yaşadığımız problem bir kişinin yakın bağları vasıtasıyla gerçekleştirilen usulsüz bir atanmadan fazlasıdır. Bu bir sistem meselesidir. Bu sıkıntılı sistemin çözülmesi de demokratik mücadele zemininin inşa edilmesiyle olacaktır.










